Erwinia amylovora

Adı gibi ateşte yanmış gibi ağaçların sürgünlerini kurutan bakteridir.
Özellikle armut, ayva ve elmalarda çok zararlı olmaktadır. Ayrıca yenidünya ve muşmula ağaçlarında da ciddi enfeksiyonlar oluşturmaktadır. Yumuşak çekirdekli meyve ağaçları dışında dağ muşmulası (Cotoneaster spp.), ateş dikeni (Pyracantha spp.), Diaspyros spp., ak diken (Crataegus spp.), üvez (Sorbus spp.) ve
Stranvaesia davidiana Decaisne gibi bazı süs ve orman florası konukçuları arasındadır.

COĞRAFİK DAĞILIMI
İlk kez ABD de görülen hastalık Kanada, Yeni Zelanda, Meksika, İngiltere, Hollanda,Polonya, Danimarka, Belçika, Fransa, Almanya, Mısır, Güney ve Kuzey Kıbrıs, İsrail, İsveç,Norveç, İrlanda, Yunanistan, Lübnan, İsviçre, Ermenistan, Bulgaristan, İtalya gibi birçokülkede mevcuttur. Ülkemizde ise Orta Anadolu Bölgesinde 1985 yılında saptanmış olup,günümüzde ülkemizin hemen her bölgesine yayılmış durumdadır.
EPPO bölgesi: Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Kıbrıs, ÇekCumhuriyeti, Danimarka, Mısır, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, İsrail, İtalya, Lübnan, Lüksemburg, Makedonya, Hollanda, Norveç, Polonya, Romanya, Slovakya,İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye, Birleşik Krallık, Ukrayna, Yugoslavya, Kosova, Slavonia.
Asya: Ermenistan, Çin, Kıbrıs, İsrail, Japonya, Fas, Lübnan, Kore Cumhuriyeti, Suudi
Arabistan, Türkiye, Vietnam, Hindistan.
Afrika: Mısır.
Kuzey Amerika: ABD, Bermuda, Kanada, Meksika,
Merkezi Amerika ve Karayipler: Guatemala, Haiti.
Güney Amerika: Kolombiya, Şili
Okyanusya: Yeni Zelanda
AB: Mevcut.
BİYOLOJİSİ
Kışı enfekteli konukçu bitki artıklarında geçirir. Kurumuş kanser dokuları ve yara kabuklarıaharda çiçek enfeksiyonu için birincil derecede önemli yayılma ve bulaşma kaynağıdır.
Bakteri bitkiye doğrudan çiçeklerden, doğal açıklıklardan (stoma, lentisel ve hidatod) veyayaralardan giriş yapar. Böceklerle, rüzgâr veya yağmurla taşınır.
TESPİT VE TANIMLAMA
BelirtileriHastalığın isminden de anlaşıldığı gibi en tipik belirtisi, enfekteli bitki aksamının ateştenyanmış bir görünüm almasıdır. Nemli havalarda bu enfekteli kısımlarda krem rengi sütümsü bir akıntı oluşur ve bu akınt, kuruduğunda elmada amber rengi, armutta ise kahverengine dönüşmektedir. Bu akıntı, hastalık etmeninin en karakteristik işaretidir.
İlk belirtiler genellikle tek bir çiçek veya tüm çiçek demetinde görülür. Başlangıçta enfekteli kısımlar suda haşlanmış gibi bir görünüm alır, solar, büzüşür kahverengileşir, zamanla siyahlaşarak ateşte yanmış gibi bir görünüm alır. Enfeksiyon çiçek tablasına doğru ilerler ve çiçek tablası koyu yeşil renkte, suda haşlanmış gibi bir görünüm alır (Şekil a) Çiçek
enfeksiyonunu, genç meyve enfeksiyonları takıp eder (Şekil b). Hastalık ilerledikçe tümsürgün, ana dallar ve gövdeye kadar enfeksiyon yayılabilir Taze sürgünler enfekte olduğunda siyahlaşır ve uç kısımları geriye doğru 180 derece kıvrılır. Bu belirti “Çobandeğneği” olarak adlandırılır. Dal ve gövdelerde enfekteli kısımlardaki dokular içeriye doğru çöker ve başlangıçta kırmızımsı- kahverengi bir hal alır.
Koşullar uygun olduğunda yine bu kısımlarda bakteriyel akıntılar oluşur. Hastalıklı kısımlarda kabuk bir bıçakla kaldırıldığında, kabuk dokusunun kahverengileştiği ve bukahverengileşmenin sağlam doku içeri doğru ilerlediği görülür

Tespit ve inceleme yöntemleri
Hastalığı tespit edebilmek için belirtiler görülebilir olduğunda üretim sezonu boyunca denetim yapmak zorunludur. Denetim süresi ve zamanı denetlenecek konukçu çeşidi ve coğrafi yerleşime göre belirlenir. Denetlemelerin, belirtilerin daha belirgin olarakgörüldüğü çiçeklenmeden başlayarak geç yaz dönemine kadar olan dönemde yapılması tercih sebebidir. Kış boyunca, uyku halindeki bitkilerde kanserler her zaman görülebilirhalde olmadığından hastalık tespiti oldukça zordur. Odunsu dokulardan meydana gelen latent bulaşma hastalık gelişiminde başlıca faktör olarak öne çıkmaktadır.
NASIL YAYILDIĞI, DAĞILIM YOLLARI, ARAÇLARI
Hastalık etmeninin yayılmasında rüzgâr, yağmur, böcekler, insan ve kuşlar en önemli faktörler olarak sıralanmaktadır. Özellikle sürgün gelişiminin teşvik edildiği, kum fırtınasıve dolu gibi iklim olaylarının olduğu koşullarda ve emici böcek (yaprak biti, Psylla spp.) popülasyonunun arttığı durumlarda çok şiddetli enfeksiyonlar görülebilir. Bunlardan yağmur, bakterinin kışlayan kanser ve taze inokulumdan bitkinin diğer organlarına yayılmasında son derece önem taşımaktadır. Bunun dışında yağışın bir de indirekt etkisi bulunmaktadır. Çok sıcak havalarda çiçek nektarı son derece yoğun bir halde olup bu
yoğunlukta bakteri çok fazla çoğalamamaktadır. Yağış vasıtasıyla nektar seyreldiğinde ise bakteri kolaylıkla çoğalmakta ve çok fazla sayıda enfeksiyon oluşturmaktadır. Rüzgâr ise bakterinin havai iplikçiklerinin bahçe içinde ağaçtan ağaca ve daha uzak mesafelere
taşınmasında etkili olmaktadır. E. amylovora hâkim rüzgâr yönünde yayılma göstermekte ve sıra aralarına rüzgâr bariyerleri koymak sureti ile bakterilerin yayılmasının önüne geçilebilmektedir.
ZARARLI ORGANİZMANIN ÖNEMİ
Ekonomik Etki Ateş yanıklığı hastalığı hassas konukçularda önemli bir zarara neden olmaktadır. Hastalık sadece o yılın ürününe değil, ayrıca bitkinin kendine de büyük ölçüde zarar vermektedir.
Uygun hava şartlarından sonra, çiçeklenme sırasında, ürün büyük ölçüde azalır, hatta bazı durumlarda tamamen biter. Sonraki yılın verimliliği meyve verimindeki bu azalma nedeni ile önemli ölçüde etkilenir. Hassas konukçularda enfeksiyon ağaçta o kadar hızlı yayılır ki,
ağaç bir kere enfeksiyon kaparsa, etkili ve ani müdahalelerde bile kurtarılamaz ve enfeksiyonun ilk belirtisi görüldükten kısa bir süre sonra ölür. ABD’nin bazı eyaletlerinde, hastalık yüzünden armut hasadı büyük ölçüde yapılamamıştır. Belirli bir yerel bölgedeki yıllık kaybın kesin tahminini yapmak oldukça zordur. 
Kontrol (mücadele)
Hastalığın kontrolü için; dezenfeksiyon, budama, imha, ağacı besleme, dayanıklı veyatoleranslı kültivar kullanımıyla birleşmiş bir kimyasal kontrol içeren entegre bir program tavsiye edilir. Kuzey Amerika’da, çiçeklenme sırasında streptomisin püskürtmek kontrol sağlamaktadır. Özellikle iklimsel bilgiye dayanan uyarı sistemleri hastalığın başarılı ve
ekonomik bir şekilde kontrol edilmesi için geliştirilmiştir
Karantina Riski
Ateş yanıklığı EPPO bölgesi için önemli bir tehdittir ve E. amylovora EPPO A2 listesindeki en önemli zararlı organizmalardandır. (OEPP/EPPO, 1983). Ateş yanıklığı armut ve elma endüstrisinin yanı sıra fidanlıklarda olduğu gibi birçok süs bitkisinin de hassas konukçusu olması dolayısıyla fidan ticareti için de risk oluşturur. Bir ülkede ateş yanıklığı hastalığının
bulunması, ateş yanıklığı hastalığı konukçularının bulunduğu bitkilerin dikiminde ve bu bitkilerin ihracatında, önemli bir engeldir. Akdeniz bölgesinde, hastalığın yayılması için uygun iklim koşulları kendinden köklenen yabani konukçular yüzünden riskler daha ciddidir. Hastalığın görüldüğü Akdeniz ülkelerinde hastalığın verdiği zarar oldukça ciddi
boyuttadır. Armut kültivarlarının çoğu (Passe Crassane, General Leclerc, Santa Maria, Williams ve bazı yerel kültivarlar) ağır kayıplar vermiş ve nesilleri tükenmenin eşiğine gelmiştir. (Psallidas, 1990). Hastalığın Akdeniz ekosistemine vereceği zarar tahmin edilememektedir.
KARANTİNA TEDBİRLERİ
E. amylovora bir karantina zararlı organizmasıdır ve ülkeye sokulması birçok yerde yasaktır. Hastalığın görüldüğü ülkelerde dâhil bütün ülkeler çeşitli kısıtlamalar koymuştur.
Bitkinin tohumu hariç bütün organları patojenin yayılması için potansiyel kaynak olarak görülür ancak yaygın görüşe göre meyve pratikte önemsiz bir risktir. Bitki dokularını yok
etmeden patojeni elimine etmenin kimyasal mücadele yolu bulunmamaktadır.